TEMERRÜT NEDENİ İLE TAHLİYE DAVASINDA DAVACI DAVA DİLEKÇESİNDE İTİRAZIN KALDIRILMASINI İSTEMEDEN TAHLİYE İSTEMİŞSE TALEBİN REDDİ GEREKİR

                YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ  3.05.2018T., 2017/9519E., 2018/12133K.:

DAVA TÜRÜ: Kiralananın Tahliyesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı 01.01.2006 tarihli kira sözleşmesine dayanarak 03.03.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile toplam 6.000,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini istemiş, ödeme emri davalı borçluya 04.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 10.03.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, kira sözleşmesine konu işyerinde kiralayan tarafından yaptırılması gereken kat kaloriferi sisteminin tarafından yaptırıldığını ve bedelinin de tarafınca karşılandığını, kiralayandan Ocak ve Şubat 2015 ayları kira bedellerini mahsup ettikten sonra da alacağının kaldığını, kalan alacağını devam eden aylar kiralarına mahsup ederek kapatacağını, kiralayan 4 yıldan uzun süredir merkezi kalorifer sisteminin çalışmasını sağlamadığından ciro ve müşteri kaybına neden olduğunu, kiralayanın işyerinin ısıtılmasını sağlayacak önlemler almadığını ve en sonunda kat kaloriferinin tarafınca yaptırılarak bedelinin de tarafınca ödenmek zorunda kalındığını ileri sürerek takibe ve ferilerine itiraz etmiştir. Davacı dava dilekçesi ile, davalı borçlu aleyhine ödenmeyen kira borçları nedeniyle takip başlattıklarını, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçlunun süresinde itirazı ile takibin durduğunu, ancak 30 günlük yasal süre içerisinde kira borcunu ödemediğini ileri sürerek, davalının temerrüt nedeniyle kiralanandan tahliyesi isteminde bulunmuştur.

Mahkemece verilen ilk kararında, davacı ile aralarındaki kira ilişkisini ve sözleşmedeki imzayı inkar etmediğinden taraflar arasındaki kira borcu ve alacağın kesinleştiği, borçlu kiracının borcu ödediğine ilişkin İİK 269/c maddesinde yazılı belgelerle ispatlayamadığından itirazın kaldırılmasına, takibin devamına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, temerrüt sabit olduğundan İİK 269/a madde gereğince davalının dava konusu kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir.

Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine dair verilen ilk kararın davalı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarih ve 2015/9743 E. 2016/2700 K. sayılı ilamı ile; “Mahkemece, 25.6.2015 tarihli kararın gerekçe kısmının son paragrafında; “…Borçlu kiracının borcu ödediğine ilişkin İİK 269/c maddesinde yazılı belgelerle ispatlayamadığından itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, temerrüd sabit olduğundan İİK 269/a madde gereğince davalının dava konusu kiralanandan tahliyesine,..” karar verildiği belirtildikten sonra hüküm kısmında; Davacının davasının kabulü ile taraflar arasındaki akdin feshine, davalının mecurdan tahliyesine karar verilmiştir. Hüküm kısmında itirazın kaldırılması istemine yönelik olarak ifadeye yer verilmemekle 6100 sayılı HMK 297/2 ve 298/2. maddeleri uyarınca kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki oluşmuştur.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; davacı ile aralarındaki kira ilişkisini ve sözleşmedeki imzayı inkar etmediğinden taraflar arasındaki kira borcu ve alacağın kesinleştiği, borçlu kiracının borcu ödediğine ilişkin İİK 269/c maddesinde yazılı belgelerle ispatlayamadığından itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, temerrüt sabit olduğundan İİK 269/a madde gereğince davalının dava konusu kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İİK 269/2 maddesinde, “ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62.madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır” hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda; davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesinde, kiralanana masraf yaptığını, dosya alacaklısına borcu bulunmadığını bildirerek itiraz etmiştir. Davalının yasal süresinde takibe itiraz etmesi üzerine icra takibi durmuş olup, itiraz kaldırılmadan ya da iptal edilmeden tahliyeye karar verilemez. Dava dilekçesindeki istek sadece kiralananın tahliyesine ilişkin olup, itirazın kaldırılması talep edilmemiştir. İtirazın kaldırılması istenmeden tahliyeye karar verilemeyeceğinden mahkemece istemin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, talep aşılarak itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.